Sosyal Demokrasi Ulusal Sempozyumu 2017 Sonuç Bildirisi

SOSYAL DEMOKRASİ ULUSAL SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRİSİ
9-10 ARALIK 2017 – İSTANBUL 

Gerek Türkiye’de gerekse dünyada; özgürlük, adalet, dayanışma ve barış açısından oldukça kritik bir sürecin içinden geçmekteyiz. Sosyal demokrasi, bu süreçte önemli bir rol oynamalı ve yükselen otoriterlik ve neoliberal tahribat karşısında; emeği, dayanışmayı, özgürlükleri ve barışı temel alan yeni bir umudu büyütmek; yeni bir dil kurmak ve topluma güven vermek konusunda kararlı olmalıdır.

Özgürlükler ve demokrasinin yeniden tesisi için; tarihsel hatalara düşmeden, demokratik bir Türkiye özlemi içerisindeki tüm kesimleri kapsayan, evrensel insan hakları beyannamesi esaslarına dayanan, şiddeti dışlayan, sivil, büyük bir koalisyonun ivedilikle kurulması gerekmektedir. Bu büyük koalisyonun itici ve birleştirici gücü olmak için sosyal demokratlar her çabayı göstermelidir. Sorunların saptanmasından öte, alternatif bir bakış açısının şekillenmesi; eşit yurttaşlığın tesisi; somut, ortak ve yakıcı sorunların karşısında umut ve güven veren bir dilin geliştirilmesi yaşamsaldır. Bu birliktelik; gazetecilerin, muhalefet milletvekillerinin tutuklandığı; barış talep eden akademisyenlerin işlerinden atıldığı, yargılandığı; seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyumların atandığı; yüz binlerce kamu görevlisinin açlığa mahkum edildiği; sivil toplum kuruluşlarının kapatıldığı; bir emirle faaliyetlerinin yasaklandığı bir dönemde hepimiz için varoluş sorunudur. Demokrasiyi bir arada savunmak için, ufkumuzu, hakikatin ve özgür seçimlerin ipotek altına alındığı bir seçim ile sınırlandırmak mecburiyetinde değiliz.

Bu süreçte sosyal demokratlar, gündemlerini yalnızca 2019 süreci ve parlamenter demokrasinin yeniden inşa edilmesi ile sınırlamaksızın, çok daha uzun vadeli bir sol tasavvuru, katılımcı ve çoğulcu bir perspektif ile geliştirmek için sosyal demokrat bir seferberlik içerisinde olmalıdır. Siyaset kanallarının yenilenmesi için, mevcut medyanın içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak sivil, doğrudan ve aracısız bir siyasal eylem ve birleştirici bir dilin örülmesi elzemdir. Böyle bir perspektif demokrasi isteyenlerin ortak çabalarıyla biçimlenecektir.

Kapitalizmin krizi karşısında emeği ön plana çıkaran, yeni bölüşüm politikaları ile üretim modelini tanımlayarak; üniversite mezunu genç ile taşeron işçiyi aynı endişe, tedirginlik ve güvensizlik duygusunda birleştiren yeni sınıfsallığı sorgulamalıyız. Bu perspektif örgütlenme kanallarının çoğullaşmasını da içermektedir. Bu sol tahayyül kapsamında sosyal demokratlar, ekonomi üzerindeki denetim ile bir arada yürüyecek yeni bir kamuculuğun somut tarifini yapmalıdır. İmam hatiplere mahkûm gençler için, güvencesiz ve kayıt dışı çalışanlar için, üniversite mezunu işsiz gençler için, yarınını göremeyen küçük esnaf ve küçük işletmeler için, yarınları hakkında kaygı duyan milyonlar için güç kazandırıcı ve umut verici bir siyaset için çalışılmalıdır.

Enternasyonalist bir vizyon ile, dünyada yükselen sağ popülist dalgalara karşın, mülteciler ve göçmenlerle ilgili konularda da eşitlik, adalet ve dayanışma ilkelerini yeniden tanımlayan; yerel ve yerinden demokrasiyi, katılımcılığı ve çoğulculuğu güçlendiren; sınıf siyasetini somutlaştıran; gençlere, emeklilere, kadınlara, LGBTİ bireylere, azınlıklara güvenlik, ekonomi, işsizlik, eğitim, yargı ve adalet gibi alanlarda her geçen gün kaygısı artan milyonlara seslenen bu siyaset, Türkiye’nin geleceğinin siyaseti olacaktır. Hakikatin, adaletin, demokrasinin, güvenin, umudun, mutluluğun inşası için, herkes için, hepimiz için sosyal demokrasi. Hemen şimdi!