SODEV’in Adalet Kurultayı’na Sunduğu Tebliğ

ADALET KURULTAYI

“ÖRGÜTLÜ TOPLUMDA ADALET”

ÇALIŞTAYINA KATKI

26-30 AĞUSTOS 2017, ÇANAKKALE

Adalet kelimesinin anlamı; hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesidir. Haklının ve haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır.

CHP tarafından düzenlenen Adalet Kurultayı’na katılan her kurum ve kişinin, adaletin anlamı konusunda aynı fikre sahip olduğunu düşünüyoruz. İşte tam da bu nedenle, adalet talebiyle yapılan bu çağrıda buluşmayı çok anlamlı buluyoruz.

Kurultay katılımcıları arasında adalet konusunda teorik ve felsefi anlamda derinlemesine bilgi donanımına sahip yetkin kişilerin bulunması, bu konunun topluma en sağlıklı şekilde aktarılmasına vesile olacaktır.

Adı “Örgütlü Toplumda Adalet“ olarak belirlenen bu oturumunda toplanan sivil toplum kuruluşları ve demokratik kitle örgütleri olarak ortaya koymamız gereken hususlar;

  • Adalet mekanizması ve kurumlarının geldiği nokta,
  • Bu sürecin topluma ne şekilde yansıdığı,
  • Bu bozulma ve adaletsizliklere karşı nasıl örgütleneceğimiz
  • Adaleti ve kurumlarını yeniden nasıl tesis edebileceğiz

şeklinde sıralanabilir.

AKP, iktidara geldiği günden bu yana, sürekli olarak; farklı inanç gruplarından, etnik kimliklerden, çeşitli düşünce ve çevrelerden oluşan birçok kesimi ustaca bir şekilde kullanarak iktidarını pekiştirdi. Her kesimi kendi hassasiyetleri üzerinden kandırarak bugünkü duruma geldiler. Örneğin 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulacak iddiası ile birçok sol ve sosyalistin 2010 Anayasa referandumundaki değişikliklere evet oyu vermelerini sağladılar.

2010 yılından itibaren AKP’nin samimi olmadığı, kafalarındaki planı yürürlüğe koymak için sürekli takiye yaptığı bu kesimler tarafından anlaşılmaya başlandı. Özellikle son iki yılda, totaliter bir rejim kurmak için daha fazla şiddet ve baskı uygulamaya başlayarak hiçbir kuralı ve sınırı tanımayan bir noktaya geldiler.

Kürt coğrafyasında nüfusu 100 bini aşan yerleşimler yerle bir edildi, yüzlerce insan sorgusuz sualsiz katledildi. Bu olanlar demokratik hiçbir ülkede yaşanması düşünülemeyecek boyutta olaylardı.

15 Temmuz Fettullahçı Darbe Girişimi gerekçe gösterilerek, AKP ve MHP’nin desteğiyle mecliste kabul edilen OHAL sonrasında çıkartılan KHK’lar yüzbinlerce insanın işinden, gücünden, tüm sosyal haklarından mahrum kalacakları bir süreci başlattı.

Fettullahçı Darbenin siyasal uzantılarına dokunmadan faturayı toplumun diğer tüm kesimlerine kesmek için hummalı bir gayret gösterilmeye başlandı.

Darbe ile hiçbir alakası bulunmayan konularda dahi KHK’lar çıkartılarak meclisin kanun çıkartma yetkileri tırpanlandı.

Zindanlara atılan milletvekilleri, aydınlar, gazeteciler, hukukçular, kapatılan onlarca medya kuruluşu, dernek, totaliter rejim inşasının vardığı korkunç noktayı gözler önüne seriyor.

Gelinen noktada, ülkede artık adalet, hukuk, insan hakları ve demokrasiden bahsetmenin güçlüğü bir yana, 1923 yılında kurulmuş olan Cumhuriyetin sağlamış olduğu kazanımlar dahi geriletilerek (imamların nikah kıyma hakkı, evrim kuramının ortaokul müfredatından çıkartılması, vs.) siyasi rejim “Siyasal İslam” olarak tanımlanan gerici ideolojinin vahşi kapitalizm ile ortaklığının inşasına yönelmiştir.

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumda, YSK’nın müdahalesi ile güvenilirliği son derece zedelenmiş olan seçim güvenliği, önümüzdeki dönemin en hassas konulardan biridir.

Tablonun böyle olduğu bir ortam demokrasi ve cumhuriyetin değerlerinin korunmasını isteyen kesimlerin direnme hakkını doğurmuştur.

Bu yaşananlar totaliter rejimin güç gösterisidir. Buna karşı direnebilmek için geniş katılımlı bir güç birliği oluşturmak şarttır. Yukarıda belirtilen değerleri savunan tüm kesimlerin; “ama”sız, cesaretle, önyargılarından sıyrılmış, komplekssiz bir yaklaşımla, ortak noktaları öne çıkarıp onlar üzerinden örgütlenerek birlikte yol almalarını beraberce sağlamalıyız.

CHP’nin Adalet Yürüyüşü’ne ve HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbetleri’ne katılıp destek veren tüm sivil oluşumların ve mesleki birlikteliklerin sergiledikleri çalışmalar neler yapılması gerektiğinin ipuçlarını vermiştir. Mesele bütün bu çabaların bir araya getirilip ortaklaştırılmasıdır.

Umudumuz ve beklentimiz, Adalet Kurultayı’nın bu sürecin hızlanmasına katkı sağlamasıdır.

Ülkemizin totaliter bir rejime yönelmesine karşı benzer kaygı ve refleksleri gösteren CHP ve HDP’nin geniş bir birliktelik ve dayanışma göstermelerinin ortamı oluşmuştur. Taraflar, ayrıştıkları değil örtüştükleri noktalarda birleşerek topluma bir umut vermekle yükümlüdürler. Ülkemizin en önemli problemlerinden olan Kürt sorunu için, korkulardan ve önyargılardan arınmış bir siyaset anlayışıyla, tarafların karşılıklı hassasiyetlerine azami saygı gösterilerek, beraberce demokrasi ve özgürlük ekseninde siyaset üretilmelidir.

SODEV olarak amacımız; toplumumuzda çoğulcu, özgürlükçü demokrasinin bütün kavram, kural ve kurumları ile yerleştirilmesine, emeğe, insana, doğaya saygı anlayışının yaygınlaştırılmasına, özgürlük, eşitlik, dayanışma, adalet, barış, dürüstlük gibi değerlerin tüm insanlığın ortak anlayışı olarak benimsenmesine yönelik her çabanın bir parçası olmaktır. Bunlar Sosyal Demokrasi’nin evrensel değerleridir.

Demokrasi mücadelesi veren siyasi kurum ve kuruluşlardan beklentimiz budur.

Sosyal Demokrat siyasi kurumların, yukarıda sıralanan ilkeler ışığında, geçmişlerindeki yanlış tutum ve davranışlardan sıyrılarak, program, tüzük ve uygulamalarını, katılımcı ve demokrat bir işleyişe büründürmeleri ve hiçbir koşul altında aksine bir tutum takınmamaları ülkemizin demokrasisi için çok büyük bir kazanç olacaktır.

Demokrasi için birleşen her kişi, kurum; şiddet ve şiddet çağrışımı yapan politikalara karşı net bir tavır ortaya koymalıdır.

Mücadelenin ana ekseni; totaliter bir rejimi kolaylıkla inşa edebilme imkânına kavuşan Başkanlık Sistemi’ne karşı, demokrasinin ve çağdaş yaşam değerlerinin korunduğu Demokratik Parlamenter Sistemin, vesayetlerden sıyrılmış bir şekilde yeniden kurulması üzerine oturtulmalıdır.

Bu başarıldığı takdirde, tüm kurum ve kuruluşları büyük zarar görmüş ülkemizin yeniden inşası mümkün olacaktır.

Bunun için liberal demokrat, muhafazakâr demokrat, sol-sosyalist, sosyal demokrat, Alevi, Kürt ve diğer mağdur kesimlerin bir araya gelip ortak mücadele etmeleri zaruridir.

Bunu sağlamaya en yakın siyasi örgütler CHP ve HDP’dir. İki siyasi parti de “HAYIR” kampanyasında kazanılan tecrübelerden azami bir şekilde faydalanmalı, orada gösterilen esnek örgütlenme ve dayanışma modelini, hiyerarşik bir yapıya sokmaya çalışmadan, daha katılımcı ve demokratik bir yapıya dönüştürmelidir.

Sosyal Demokrasi Vakfı olarak böyle bir sürece bizden istenen her türlü desteği verme çabasında olacağız.

Düzenlediğiniz bu önemli kurultayın ülkemiz ve yurttaşlarımız için olumlu sonuçlara vesile olmasını diliyoruz.

Hepimize kolay gelsin.

Sevgi ve saygılarımızla.

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV)

Yönetim Kurulu